We could not find anything

Listing...
×

Kaş ve Çevresi, Xanthos, Plajlar

KAŞ VE ÇEVRESİ

XANTHOS

Fethiye-Kaş karayolu üzerinde Fethiye’ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alıyor. Şehir Xanthos nehri (bugün Eşen Çayı olarak biliniyor) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuş. İlki Eşen Çayı'nın kenarından sarpça bir kayalık şeklinde yükselen surla çevrili Likya akropolü; ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma akropolüdür.

Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdiğini yazarlar.

Likya'nın başkenti olan Xanthos'un adı, Likya yazısı ile yazılmış kitabelerde ARNNA olarak geçer. Homeros, Sarpedon yönetimindeki Xanthos'luların Troya savaşlarına katıldıklarını yazar ki bu olay şehrin en eski yazılı tarihine işaret eder. Şehir, M.Ö. 546'da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır. Xanthos'luların kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek insansız ve harap bir şehri Harpagos'a bırakırlar, bu toplu intihardan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ki şehirlerini yeni gelen göçmenlerle yeniden kurarlar.

Şehirdeki kazı çalışmaları, 1950 yılından beri Fransız arkeologlar tarafından yürütülmektedir. Xanthos'un her iki akropolü de değişik örgü sistemlerinin görüldüğü sur duvarları ile çevrili olup Likya akropolünü doğudan çevreleyen poligonal teknikteki sur M.Ö. 4. yy.'a ait. Güney yönündeki sur ile Eşen çayı tarafındaki surların bir kısmı, Hellenistik devirde yapılmış düzgün bloklardan oluşuyor. Geri kalan surlar harçlı duvarları ile Bizans dönemine ait. Bizans sur kalıntısının kuzeyindeki sahayı Roma devri tiyatrosu kaplar. Xanthos'un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alır. bunlardan ilki; yüksek dikdörtgen yekpare kaide üzerindeki ölü ailesi ile yanındaki kadın gövdeli, kuş kanatlı yaratıklar olan ve ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan "Harpy" kabartmalarına sahiptir. Bugün orijinal blokları, Biritish Museum'da sergilenen Harpy anıtı, M.Ö. 5. yy'a tarihlenmekte; bu anıt mezarın yanında 4. yy.'a ait diğer bir kaideli Likya lahdi yer almaktadır.

Xanthos'ta gün batımı

Eğer Xanthos'u gezmeye karar verdiyseniz, gün batımını izlemeyi ve bu sırada silüetleşen harabeleri fotoğraflamayı sakın unutmayın.

Kaş’ta plajlar

Kayalıklı bir arazi üzerine kurulan Kaş merkezinde kumsal yok. Ama kayalıklar üzerinde oluşturulmuş teras iskelelerden denize giriliyor. Denize dağlardan gelen suyun karışmasıyla deniz buz gibi serinletiyor sizi.Yarımadanın batısındaki koya ya da Küçük (neredeyse bir avuç) ve Büyük Çakıl plajlarına giderek kumsal deneyimi yaşayabilirsiniz. Kaş’ın 1.2 mil güneydoğusundaki Bayındır limanı da denize girmek için uygundur. Patara plajı, Kaputaş, Küçük çakıl, Akça Germe plajı, Büyük Çakıl Plajı, Karadere plajı, Kalkan kalamar plajı önemli plajlarıdır.

KAPUTAŞ PLAJI ve KANYONU

Kalkan-Kaş yolunda dağların ve virajların arasında giderken bir anda beliren bir plaj, ''Dünyanın en güzel cep plajlarından birisi'' olarak bilinen Kaputaş Plajı. Kalkan’dan araba ile yaklaşık olarak 10 dakika, Kaş’tan ise 20 dakika uzaklıktaki plaja 200’e yakın dik basamak merdiven inerek ulaşılıyor. Yukarıdan bakıldığında kumsalın altın sarısı ve suyun turkuaz mavi rengi insanı cezbediyor. Plajdan yaklaşık 500 metre ötede, Kaş tarafındaki Mavi Mağaraya ise ancak denizden ulaşmak mümkün. Teknelerin içine rahatça girebildikleri mağaranın 18 m genişliği, 10 m yüksekliği ve 35 m derinliği var.

En önemli özelliği su altından yansıyan güneş ışığının oluşturduğu, yeşil ile mavinin neredeyse tüm renklerini içeren floresan türkuaz renktir.

Mağaraya hem Kalkan’dan, hem de Kaş’tan kalkan tekneler uğruyorlar.

Paolo Guglielmi, dünyanın her yerinde Türkiye'deki iki plajın katalog ve posterlerle tanındığını, bunlardan birisinin Ölüdeniz, diğerinin de Kaputaş Plajı olduğunu söylerdi. Üşenmeyip o merdivenlerden inin ve masmavi denizin kıyıda turkuaza dönüştüğü, bembeyaz çakıl taşları ile kaplı, tropikal bir adayı andıran bu minik sahildeki, dalgaların ve denizin keyfini çıkarmadan sakın Kaş’tan ayrılmayın.