We could not find anything

Listing...
×

Fethiye ve Çevresinde Gezilecek Yerler

FETHİYE

Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan, antik dönemde, Telmessos olarak bilinen ''Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi'' Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alıyor. Manzara ve görüşünü şövalye adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturan Fethiye mavi yolculuklar için iyi bir başlangıç noktası.
Fethiye (Telmessos) uzun süre Likya'dan ayrı bağımsız bir kent olarak varlığını sürdürmüş,  Persler, Büyük İskender, Roma imparatorluğu derken en sonunda Osmanlıların egemenliğinde kalmış. Kültürel zenginliği etraftaki kaya mezarları ve geçtiğimiz yıllarda restorasyonu bitirilen antik tiyatrosuyla kendini hemen belli ediyor.
Fethiye’ye akşam saatlerinde vardıysanız ve kalacağınız yeri hallettikten sonra ilk iş çarşıyı dolaşın. Kaş’ta olduğu gibi, gayet iyi korunmuş, yapılaşmanın kontrollü olduğu, dar sokakları, şirin ve küçücük meydanlarıyla bu sevimli belde sizi hemen sarıp sarmalayacak ve kendinizi buralı gibi hissetmenizi sağlayacaktır. Akşamları çarşının ortamı da hemen değişiveriyor. Restoranlar ve sıra sıra barların tam zamanıdır artık. Mangallarda ızgaralar cızırdamaya ve ortalığı hafiften yemek kokuları sarmalamaya başlar. Çarşı ve pazarlarında, yöre köylülerinin dokuduğu kaya halıları, üzümlü motifli destarları, yün ve kıldan yapılan kolonlar, heybeler ve çuvallardan, Karaçulha kilimlerinden Fethiye' de üretilen Üç Telli , Sipsi ve Kabak Kemani alabilrsiniz.
NEREYE GİTMELİ?

Fethiye’nin etrafını gezmek ve yalnızca bir yerde kalmak istemiyorsanız görecek ve gezecek bir çok alternatif bulacaksınız. Arabanız varsa Oyuk Tepe denilen burnun etrafını dolaşın. Yürüyüş yapmayı seviyorsanız 1. ve 2. Karagözler’i, limanı geçin ve deniz kıyısı yolunu izleyin. 
Manzara buradan çok güzel, yukarıdan aşağıda denizin ve kayıkçıların görüntüsünü fotoğraflayın. Uçurumun dibinde güzel koylar var. Onlarıda görmeyi ihmal etmeyin! İsterseniz koy gezintilerini denizden tekne ile de yapabilirsiniz.
Yol üzerindeki koylardan biri Kalemya’ya bitişik koy olan Boncuk Koyu. Su sporları ve yüzmek için son derece elverişli.
Fethiye’nin meşhur ''çemenli tost''unu mutlaka yiyin. Ayrıca , Fethiye Çarşısı’ndaki Meğri Restaurant’ı ( 0 252 614 4046 ) bir deneyin. Zengin Türk mutfağından harika seçenekler sunuluyor.
Şehrin güneyinde yükselen Fethiye Kalesini görün. Kalenin, Aziz John'un şövalyelerine ait olduğu sanılıyor. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunuyor.
Arkeolojik Eserler Salonu ve Etnografik Eserler Salonu olmak üzere iki teşhir salonu bulunan Fethiye Müzesinin arkeoloji bölümünde seramik eserler, heykeller yer alıyor. Etnografik bölümde yöreye has el dokuma örnekleri, dastar tezgâhı, gümüş takılar sergileniyor.Açık teşhirde ise büyük taş eserler, lahitler, Izraza Anıtı teşhir ediliyor.
1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmış olan Cezayirli Cami ve hala kullanılan  14 kubbeli Fethiye Hamamını mutlaka görmelisiniz.
Fethiye'de gezebileceğiniz başlıca hanlar ise Ilıca Hanı (Üzümlü yolu üstünde), İncir Hanı, Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda), Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur Hanı ve Naldöken Hanlarıdır.
Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy.ndan kalma Likya Kaya Mezarları dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşabilirsiniz. lahit mezarların en önemlisi, şehir merkezinde, hemen postanenin yanında.
Sualtına ilginiz varsa dalışa illaki gitmelisiniz. Yunusları ve hatta deniz kaplumbağalarını görme şansına sahip olabileceğiniz, Akdeniz'in en temiz sularını keşfedebileceğiniz dalış turları Fethiye’nin yapılması gereken olmazsa olmazı. Deliktaş Adası ve çevresi ise en popüleri.
Fethiye'ye sadece 90 km uzaklıkta olan Dalaman çayında adrenalinden, yüzmekten ve dalgalardan zevk alıyor, düşme kaygısı, alabora olmak gibi ve ıslanmak düşünceleri sizi çok rahatsız etmiyorsa 12 km. mesafelik bir rafting turuna muhakkak katılmalısınız. Daha bireysel ve küçük takımlar halinde çayda seyretmek istiyorsanız iki kişilik şişirilebilen kayaklardan da bir tane seçebilirsiniz.
KOYLAR VE ADALAR

Gobun Koyu
Fethiye Körfezi'nin bütün diğer koyları gibi bir gölün dinginliğine sahip. Fethiye'nin güney batısında Fethiye körfezinde ve sakin kristal sularıyla, yaklaşık 10 metre derinliğinde. Bu körfezde, yöre halkından bir aile’ye ait küçük bir cafe-restoran var ve koy gemicilerin geceleyebileceği belli başlı yerlerden biri halindedir.

Ölüdeniz
Her kent, her deniz bir renkle anılsa Fethiye’ye Turkuaz yakışırdı. Günbatımı zamanı doğa harikası Ölüdeniz’de, dünyanın hiçbiryerinde göremeyeceğiniz yeşilin maviyle karışımı Turkuazı keşfedeceksiniz. Tarifi zor bir durum, ne mavi ne yeşil doğa harikası renkler. En güzeli siz kendiniz görün ve değerlendirin!
Ölüdeniz iki bölümden oluşuyor: Birinci bölüm koydan lagüne uzanan ve Ölüdenizin dalgalı bölümüdür. Diğer tarafı ise içerisinde lagünün bulunduğu hepimizin bildiği gerçek Ölüdenizdir. Dibinde tek bir yosunun olmadığı, sakin ve sığ, beyaz bir kumla örtülü muhteşem bir denizi vardır.

Burada, sörf, kano, su kayağı, paraşüt gibi sporların yanında plaj voleybolu da oynayabilirsiniz.
Belcekız plajı boyunca biraz pahalı olsa da yiyecek ve içecek her türlü ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Bunların yanı sıra, Ölüdeniz yamaç paraşütü yapmak için dünyadaki en ideal yerlerden biri. Bu sporu yapmak için deneyimli olmanıza da gerek yok. Tüm yapmanız gereken, yöredeki acentelerin birini ayarlamak. Profesyonel pilotlar eşliğinde yapılan uçuş öncesinde sabah teorik ve pratik eğitim alınıyor. 1700 metre yükseklikteki uçuş noktasına ciplerle gidiliyor. Tulum ve kasklar takılıyor, paraşütler yere açılıp rüzgarın doldurması bekleniyor ve şişince koşularak boşluğa bırakılıyor.
Bu çok heyecanlı gezide Ayanikola adası, Ölüdeniz, Gemile Koyu ve Kum Burnu’nun doyumsuz manzarası size eşlik ediyor. Anılarınızı kaydetmek için mutlaka yanınıza fotoğraf makinanızı alın ve 1500-1700 metre yükseklikten fotoğraflar çekin. Bu yükseklikten sadece Patara Plajı ve Dalaman’ı değil açık bir günde Rodos’u bile görebiliyorsunuz. Yukarıda yaklaşık 40-45 dakika kalıyorsunuz ve bu gezi size yaklaşık olarak 100 $'a mal oluyor.

Kleopatra Hamamı
Kleopatra Hamamının bulunduğu koy diye adlandırılan, sayısız çam ağaçlarıyla dolu büyük bir koy. Derinlerden kıyıya doğru yaklaştıkça denizin rengi açık maviye dönüşür. Güneyinde, koyun batı kısmında, Fethiye'deki depremler yüzünden yıkılan bazı tarihi eserler vardır. Koyda bir bölümü sular altında kalmış Bizans manastırının kalıntılarını görebilirsiniz. Kleopatra Hamamı ya da Yavansu’dan tepeye doğru çamlar altında yapılacak trekkingle antik kent Lydae kalıntılarını görebilirsiniz. Kleopatra'nın Anadolu kıyılarını ziyaretlerinden birinde, yakın arkadaşları ona hediye olarak bir hamam inşa etmeye karar verirler. Çünkü koyun bu kısmında bir sıcak su kaynağı bulurlar. İçerdiği kalsiyum, magnezyum gibi mineral ve elementlerle buradaki su cilt için çok iyidir. Bazıları Kleopatra'nın güzelliğinin ardındaki sırrın bu su olduğunu söylerler.

12 Adalar
Fethiye'ye gelipte 12 Adalar Tekne turuna çıkmadan olmaz!. Birbirinden güzel sayısız koylarla süslü Kapıdağı Yarım adası ve adalardan oluşan, balıkçıların “Karanlık İçi” olarak tanımladıkları bölge mavi yolculukların vazgeçilmez uğrak yerlerinden. Fethiye ve Göcek’ten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılabilen adalar gezinizin en önemli ayağını oluşturacak. Marina'da ve limanda dolaşırken gördüğünüz yüzlerce tekne sizi bu turlara götürmek için bekliyorlar. Bu tekneler sabahları 10.00-11.00 gibi limandan ayrılır ve akşam 17.30-18.30 gibi geri gelirler. Genellikle makarna, köfte/tavuk/balık, salata ve meyveden oluşan öğle yemeği menüleri bu turlara dâhildir. Güneşin tadını çıkarmak için üst katı tercih edin, denizde hava rüzgarlı olduğundan dikkatli olun, güneş çok yakıcı olabilir, güneş yanıklarıyla akşamı sancılı geçirmeniz olası olabilir. Teknelerin alt katı gölgede daha konforlu ve keyifli olabilir, çay, kahve ya da soğuk bir şeyler içip tavla oynayabilirsiniz. Tur esnasında etrafınızda yunusları, uçan balıkları hatta deniz kaplumbağalarını görme şansınız da olabilir. Gözlerinizi dört açın!

Kızıl Ada
Tertemiz denizi ve sahilin tadını çıkarabileceğiniz diğer bir ada. Hatta, tekneye sadece birkaç metre uzaklığıkta ki kıyıya yüzüp tekrar geri gelebilirsiniz. 

Şövalye Adası
Rodos Şovalyelerinin bir zamanlar kullandığı bir ada ve günümüzde de yerleşim vardır. Yazlıklar, motel ve cafe bulunan adaya sürekli dolmuş motorları gidip geliyor.

Tersane Adası
Teknelerin uğradığı koylardan bir diğeride tersane adası. Karada, Osmanlı İmparatorluğu döneminde burada barış içerisinde yaşamış Yunanlılara ait bir takım kalıntılar vardır. Bu koy burada yaşamış Yunanlı aynı zamanda Türk halk tarafından gemi inşa etmek için kullanılmış, çünkü bu sığ sular bunun için çok elverişliymiş. Bu nedenle bu adaya Tersane Adası denilmiş.

Yassı Adalar
Yassı Adalar, Göcek kasabasının tam karşısında birbilerine çok yakın bir grup ada. Buranın özelliği bu adalar grubunun en büyüğünün kumlu bölümünde, adanın tam ortasında yer alan tuzlu göl. Burası da, temiz, koyu mavi ve derin sularıyla son derece büyüleyici bir yer. Bu adaların en büyüğünden en küçüğüne rahatlıkla yürüyebileceğiniz derinlikte bir geçiş vardır. En büyük adasında, göle uzanan uzun kumlu bir kumsal var ve kıyısında gözleme satan, her sabah Göcek'ten gelip giden köylüler vardır. Teknelerini restoran olarak kullanıp istek üzerine muz ve ringaya binebiliyorsunuz.

Tlos ve Yaka Park
Fethiye’ye 40 km. uzaklıktaki Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22 km sonra Kemer Bucağı’na sapıp, şehir içinden sağa dönerek (Çatallar Köyü yolu) 12 km’lik bir yolla ulaşılıyor.
Önünde Osmanlı yapısı bir kalenin yer aldığı kentin akropolü  bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kalenin altında Lykia duvar kalıntıları, diğer tarafında Roma dönemi surlar görülür. Burada Lykia kaya mezarları, hamam, gymnasion kalıntıları  ve günümüzde gayet iyi bir durumda ayakta kalabilmiş olan tiyatrosu gezilebilir.
Ören yeri girişinde çay bahçeleri dizi dizi. Sıcaktan bunaldıysanız soğuk bir şeyler içebilir özellikle yayık ayranını deneyebilirsiniz. 
Yaka Köyüne çok yakın olan Yaka Park’a da mutlaka uğrayın. Burada su ve kuş seslerinin eşliğinde eşsiz huzur verici bir dinlenme yeri bulacaksınız. Yaka köyünden yaklaşık 2 km’lik bir yolla ulaşıyorsunuz Yakapark’a. Ağaçlar, su kanalları, hamaklar ve köşkler çevreye uyumlu olarak yerleşmiş. Sacta gözleme, ızgarada etler, alabalıklar…

Bu arada dikkat çekici bir Bar, barın tezgahı taştan, ve kenarından o buz gibi suyun aktığı bir kanalet. Kanalet’in içinde alabalıklar geçiş töreni yapıyor.

Kayaköy
Fethiye bölgesini yöneten uygarlıkların bir kısmı, Likyalılar ve Romalılardı. Fethiye'nin her yerinde muhteşem kalıntılar bırakmışlar. Sonrasında 1. dünya Savaşı'ndan önce, Kaya ya da Kayaköy (Karmylassos) olarak bilinen yer Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetinde ve burada Yunanlılar huzur içerisinde yaşamışlar. Yunanlılar zamanı adı Levissi imiş. Yüzlerce binasıyla, doktoru eczacısı, kilise ve bir de okul varmış burada. Evlerini çevredeki taşlık ve kayalık arazilere kurmuşlar, ekili dikili alanları güzelce ekmiş biçmişler. 1923’teki mübadele nüfuz anlaşması sonrası burada yaşayan Yunanlılar Yunanistan'a, Yunanistan'da yaşamakta olan Türkler de Türkiye'ye gönderilmiş. Fakat Türkler hemen yerleşmemiş bir sure daha Yunanistan’da kalmış ve bu yüzden onlar için ayrılmış olan evler çok uzun süre boş beklemiş. Ardından buraya gelen mübadiller burayı pek sevememiş, çoğu başka yerlere göç etmiş.  Özellikle 1957'deki deprem buradaki evlere gerçekten zarar vermiş bu nedenle bu eski şehirin şu an ki  hayalet bir kasaba gibi görünmesine zemin hazırlamış. Bugün ilginç tarzda Türkler yaşamaya başlamış, hatta bir sanat kampı bile kurulmuş. Kahvesi, meydanı da çok güzel. Köyün kilisesi, hâlâ ziyaret edilir durumda ve Fethiye’ye sadece 8 km. uzaklıkta.

Saklıkent
Fethiye-Antalya karayolundan Kemer sapağından 13 km sonra Tlos’a, sonrasında da 21 km gidilerek ulaşılan Saklıkent, Kayadibi köyünü geçtikten sonra girişi karşınıza çıkan 14 kilometre içeriye giden, güneş ışınlarının giremeyeceği kadar derin ve yüksek devasa bir vadi ve kanyon. Saklıkent 15 yıl önce bir çoban tarafından bulunmuş ve 49 yıllığına hükümetten kiralanmış. Şimdi bu çoban Saklıkent'teki cafe-restoranı işletiyor. Kanyonun girişinde ücret alınıyor ve arabanızı bırakıyorsunuz, yürüyüşe başlıyorsunuz. Buz gibi soğuk ve içebileceğiniz doğal kaynak sularının içinden yürüyerek Eşen çayının diğer tarafına geçmek zorundasınız. Su o kadar soğuk ki, ayağınızı suya sokmak bir karar sürecini gerektiriyor. Akıntıya karşı yürümeniz kolay olmadığı için çayın üzerine kanyon duvarlarında tahtadan yapılmış iskeleler kurulu. Bu iskelelerden tek sıra ilerleyebiliyor ve çayın patladığı noktaya geliyorsunuz. Saklıkent yolu üzerinde çok sayıda kır gazinosu göreceksiniz. Müthiş bir çağıltıyla dökülen suları bu noktadaki cafe-restorana oturup gözleme-ayran veya alabalık eşliğinde izleyebilirsiniz. Dilerseniz karşı kıyıya geçerek kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Girişinden itibaren bazen daralan, engebeli hale gelen kanyon 18 km. uzunluğunda ve sonuna kadar gitmek de kolay değil, rutubetten dolayı hevesinizi alana kadar yürüyüp dönmek en güzeli. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan gözden çıkardığınız bir lastik ayakkabıyı yanınızda bulundurmanızı tavsiye ediyoruz. Yoksa da, hiç problem değil; kanyonun girişinden girişimci ekonominin güzel bir örneği olan mağazadan plastik ayakkabı edinebiliyorsunuz. Bir diğer yol ise tabi ki suyun akıntısına bırakarak, yüzerek kanyondan çıkmak olabilir ama üşümeyi de göze almanız gerekecektir.
Fethiye'ye dönüş yolunda ise Türk köy yaşamı ve misafirperverliğini size yaşatacak köylülerin yaptığı ev yapımı gözlemelerden ve ev yapımı buz gibi ayranı tatmak için mutlaka durup mola vermelisiniz.

Dalyan
Dalyan Köyceğiz Gölünü denize bağlayan sevimli Dalyan Irmağı'nın (antik Calbis Irmağı) yanında Fethiye’ye bir saat uzaklıkta, tepeye kurulmuş son derece sakin ve hoş bir belde. bir beldedir. Şehre girer girmez sizi Karya (Carian) taş mezarları karşılar. Ama, Dalyan'a vardığınızda ilk yapmanız gereken; sizi görülecek yerlere götürmesi için yöre halkından bir balıkçı teknesi kaptanıyla anlaşmanız. Öncelikle tekneyle yaklaşık 10 dakikada gidilen çamur banyosunu tecrübe etmelisiniz. İçerdiği magnezyum, kalsiyum ve sülfür gibi cilde iyi geldiği söylenen mineraller içinde yapacağınız çamur banyosu tatilinizi daha da sağlıklı hale getirecek. Dalyan Irmağı üzerinden kuşlar ve belki de kaplumbağalar arasında yapacağınız ve unutamayacağınız 30 dakikalık bir tekne turundan sonra dünyaca ünlü Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtalarını bırakmak için geldiği İztuzu Plajına (Kaplumbağa Plajı) geliyorsunuz. 5400 m. uzunluğunda olan bu kumsal deniz kaplumbağalarının gelip yumurta bıraktığı dünya üzerindeki nadir kumsallardan ve bu yüzden, Türk Doğal Yaşamı Koruma Derneği tarafından çok sıkı korunuyor. Kumsala ulaştığınızda, deniz kaplumbağalarını korumak ve yaşamalarına izin vermek için büyük plakalar üzerine yazılmış, kumsalın nasıl kullanılacağına dair kurallara uymanız gerekiyor. Çünkü Caretta caretta neslinin neredeyse sonu getirilmiş. Hatta Dalyan halkının bilinçli sahiplenmesiyle plajda zamanında yapımına başlanan Türk - Alman ortaklı bir otel, temelleri atıldıktan sonra halkın, bölgede yaşayan yabancıların ve Türk Doğal Yaşamı Koruma Derneğinin çabalarıyla bu inşaatın tamamlanması engellenmiş ve yıkılmış. Birkaç soyunma kabinin dışında başka bir yapılaşmanın izin verilmediği sahile Caretta caretta yumurtalarına zarar vermemesi için evcil hayvanların da sokulması da yasak. 
Kumsalın bir diğer özelliği dünyada doğallığını koruyan ikinci plaj olması ve bir yanının nehir yani tatlı su, diğer yanının ise deniz, yani tuzlu su olmasıdır. Kumsalda uzun ve rahatlatıcı  bir yürüyüş sonrası nerede yüzeceğinize karar vermelisiniz.
Dönüş yolunda şehir merkezine giderken Antik Caunos şehrini de ziyaret edebilirsiniz. Tepenin üzerine kurulmuş olan Dalyan’da ayrıca görülmesi gereken yerler, şehir merkezinden 10 dakikayı aşmayacak mesafede olan Roma Hamamı, Antik Tiyatro, Akropolis ve Apollo Tapınağıdır.
Dalyan merkezine geldiğinizde ise Ramazan Han (0 252 284 4183) ve Zeugma (0 252 284 2141) restoranlarını deneyebilirsiniz. Ayrıca Dalyan’ın kenarında tekne ile ulaşabileceğiniz Riverside (0 252 284 3166) restoranda kral mezarlarının manzarasına karşı taze deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz. 

Kelebekler Vadisi
Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Belcekız Körfezinin doğu koylarından biri olan Kelebekler Vadisi’dir. 1995’te 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadiyi 350 m. yükseklikte dağlar çevriliyor. Bu ilginç kanyon adını yaz aylarında görülen “Jarsey Tiger” adlı benekli kelebeklerden alıyor.

250 metre uzunluğundaki geniş sahili, küçük şelalesi, parlak çakıl taşları eşliğindeki berrak denizi ve denizi bütünleyen akıcı küçük şelalesi ile sayısız kelebeğin ağaçları, kayaları, her yeri örttüğü, rengarenk bir cennet. Doğal bir ortamda özgürce tatil yapabilmek için eşsiz bir yer!
Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gitmeniz gerekiyor. Oradan tutacağınız bir tekneyle vadinin kumsalına inebilir veya vadinin üstünde bulunan Faralya köyünden de tehlikeli bir yürüyüşü göze alarak vadiye ulaşabilirsiniz. Kumsalın bir bölümü çıplaklar kampı olarak kullanılıyor. Vadide derinlere doğru yürüyüş yapmak isterseniz ileride suyu Babadağ eteklerinden doğan, Sarp deresinden gelen küçük bir şelale ile karşılaşacaksınız. Doğa yürüyüşleri konusunda tecrübeli ve antrenmanlı olanlar şelaleyi aşıp çıkışa devam ederlerse ömürlerine ömür katacak vadi manzarasını tepeden izleme şansına sahip olacaklar.
Burada konaklama tesisi yok ama vadide kamp yapmak oldukça keyifli. İster bir köşede uyku tulumuyla uyuyabilir, ister sahilde, kiralayabileceğiniz çadırda kalabilirsiniz. Kumsalda yazın kurulan kır lokantası ise bir çok ihtiyacınıza cevap veriyor. Vadinin tadına varabilmek için en az iki gün konaklanılması gerekiyor.
Kelebek Vadisi’ nin bir de efsanesi var: Bir zamanlar Vadi’de Despina isminde bir Rum kadını yaşarmış. Tek başına yaşayan Despina 20 yaşındayken, korsan gemilerinin gizlendiği bir yer olan Vadi’de, genç bir denizciye aşık olmuş. Genç denizci geri geleceğini vaat ederek denize açılmış ama  bir daha geri dönmemiş. Despina ömrünün sonuna kadar hep beklemiş ama denizci gelmemiş. 120 yaşında ölen Despina’nın öldükten sonra cesedi bulunamamış ve Despina’nın ruhu, yaşlılara göre hala Vadi’de dolaşıyormuş.

Pinara
Akdağ'ın eteklerinde Fethiye'ye 55 km uzaklıkta. Likya'nın en büyük kentlerinden biri. Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinir ve tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmış. Yüzlerce ''güvercin yuvası'' biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis'ini benzersiz kılar.

Cadianda
Fethiye'den 25 km. uzaklıktaki Üzümlü sınırlarında. Likya Federe Birliğine en son katılan kent olarak biliniyor. Fethiye Müzesince gerçekleştirilen kazılar sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu, Agorası, Stadyum-Hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir.

Nerede Kalınır?
Dalyan Otelleri:
Fethiye Otelleri:
Ölüdeniz Otelleri:
Göcek Otelleri: